TIKLA ABONE OL
Sponsorlu Bağlantılar

Eşref Saati Deyiminin Çıkış Hikayesi

Foyası Meydana Çıkmak Deyiminin Çıkış Hikayesi

Ana Sayfa / Deyimler / Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Çıkış Hikayesi

Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Çıkış Hikayesi

Sponsorlu Bağlantılar


Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Çıkış Hikayesi

Son zamanlarda kepek ekmeğe olan ilgi azaldı. Tam buğday ekmek daha yararlıymış. Eşekler tek ayak üzerinde en fazla üç gün durabiliyorlarmış. Ve her şeyden önemlisi ne biliyor musunuz? İnsanlar dirseklerini öpemiyorlarmış. Bunlar da nereden çıktı şimdi?
Konumuz deyimler ve ben buğday ekmekten, tek ayak üzerinde duran eşeklerden bahsediyorum. Neden mi? Çünkü bu deyim kafamı karıştırdı. Bu arada dirseğinizi öpmeye çalıştığınızı da biliyorum. Aşk olsun size… Denemeyin yazmıştım oysa.

Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Anlamı

İnsanlar bazen neşeli olurlar, güzel bir haber alırlar, çok istediği bir şeyi başarırlar. İşte böylesi durumları ifade etmek için bu deyim kullanılır. Yani çok Sevinmek, mutlu olmak anlamında kullanılan bir deyimdir. Dilerim tüm iyi insanların etekleri zil çalar.

Etekleri Zil Çalmak Deyiminin Hikayesi

Her insan mutlu olmayı, başarmayı, kazanmayı ister. Ama mutlu olmak için, kazanmak için çaba Sarf etmek gerekir. Çalışmalıyız, Sevmeliyiz, mutlu etmeliyiz ki mutlu olalım.

Gelelim deyimimizin çıkış noktasına… Anadolu; evliyalar, gönül Sultanları diyarıdır. Uzun yıllar önce, bu güzel ülkemizin güzel bir şehrinde; herkesin Sevdiği, saydığı, taktir ettiği bir şeyh yaşarmış.

Bu Şeyh hoş Sohbet, güler yüzlü, tatlı dilli bir insanmış.

Öyle bir insanmış ki, hiçbir canlıya bilerek ya da bilmeyerek zarar vermek istemezmiş. Öyle ki; konuşurken bir konuşur, iki dinler, Sözlerini düşünerek Söylermiş.

Bu şeyh efendi ne yapmış biliyor musunuz?

Cübbesinin etek kısımlarına bir Sürü çıngırak taktırmış. İnsanlar onu görmeden önce, çıngırakların Seslerini duyar, onun gelmekte olduğunu anlarlarmış.

Onun neden böyle yaptığını merak edenler de oluyormuş. Kendisine bunun nedenini Soranlara “Ayak bastığımız yerlerde çeşit çeşit börtü böcek, karıncalar var. Bunlara zarar vermek istemiyorum. Çıngırak Seslerini duyan hayvanlar kendilerini korumaya alıyorlar. Bu yüzden onları ezmemiş oluyorum.” diyormuş. İnsanlar, onun ne kadar hassas biri olduğunu zaten biliyorlarmış.

Bir gün askerler, çok zalim bir çeteyi takip ediyorlarmış. Çete elemanları bir mağarada gizleniyorlarmış. 0 Sırada bizim hoca efendi, çıngırak ve zilleriyle oradan geçiyormuş. Zillerin çıkardığı Sesler, eşkıyaları korkutmuş ve saklandıkları yerden çıkmalarına Sebep olmuş.
Eşkıyaların paniğe kapılıp kaçtığını gören askerler, peşlerine düşüp hepsini yakalamışlar.

Bu olayın duyulması üzerine, insanlar olay yerine koşmuş, çıngıraklı şeyhi Sevinçle havalara atmışlar. Havalara atılan şeyhin çıngırakları, çok şiddetli SeS çıkarıyormuş. Âdeta bir zil gibiymiş. Halk, bu çıkan Sesleri çok Sevmiş.

O günden Sonra, neşeli ve çok mutlu biri görüldüğü zaman, bu deyim kullanılmış.

Bu içeriğe emoji ile tepki ver


Sponsorlu Bağlantılar

YORUM YAPMAK İSTER MİSİN?

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!