Madame Bovary Kitap Özet ve İncelemesi Gustave Flaubert
Edebiyat severler Gustave Flaubert tarafından yazılan Madame Bovary kitap özet ve incelemesine bakmaya ne dersiniz?
Gustave Flaubert Madame Bovary Kitap Özet ve İncelemesi
Kitap İsmi: Madame Bovary
Kitabın Yazarı: Gustave Flaubert
Kitabın Konusu: Emma Bovary’nin sıradan bir evlilik ve taşra hayatı içinde sıkılıp hayallerinin peşinden gitmesi; tutku, gösteriş ve borçlar yüzünden yıkıma sürüklenmesi anlatılır.
Okuduğunuz kitabın şahıs ve varlık kadrosu: Emma Bovary, Charles Bovary, Rodolphe, Léon, Homais, Lheureux, Berthe (Emma’nın kızı), köylüler ve kasaba halkı; taşra kasabası, ev, eczane, balo ve borç defterleri.
Okuduğunuz kitaptaki olayın geçtiği Yer ve zaman hakkında bilgi veriniz: Olaylar 19. yüzyıl Fransa’sında, taşra kasabalarında geçer. Zaman, Emma’nın evliliğinden sonraki birkaç yılı kapsayan bir süreçte ilerler.
Kitabı siz yazmış olsaydınız başlığını ne koyardınız: Hayalin Bedeli
Kitapta en çok beğendiğiniz bölümü yazınız: Emma’nın baloda gördüğü “başka hayat”ın onu nasıl etkilediğini anlatan bölümü beğendim; çünkü dönüşümün başlangıcı gibi duruyor.
Kitapta beğenmediğiniz bölümü yazınız: Emma’nın hatalarına rağmen çevresindeki insanların onu sadece dedikoduyla yargılaması ve kimsenin gerçekten destek olmaması üzücüydü.
Kitabı siz yazmış olsaydınız sonunu nasıl bitirirdiniz: Emma, borç batağına düşmeden önce gerçeği kabul eder, Charles’la açıkça konuşur ve daha sade ama daha sağlıklı bir hayata yönelirdi.
Okuduğunuz Kitabın özetini yazınız: Roman, Charles Bovary’nin hayatıyla başlar. Charles iyi niyetli, sıradan, çok büyük hayalleri olmayan bir doktordur. İlk evliliği pek mutlu olmaz; sonra Emma ile evlenir. Emma genç, duygulu ve hayal kurmayı seven bir kadındır. Küçük yaşta okuduğu romantik hikâyeler onda büyük bir aşk, şatafatlı bir yaşam ve sürekli heyecan beklentisi oluşturmuştur. Evliliğin ilk günlerinde mutlu olacağını düşünür; fakat taşra hayatı ve Charles’ın sakinliği, onun hayal ettiği “büyük hayat”ı karşılamaz. Emma gün geçtikçe sıkılır, sıradanlıktan bunalmaya başlar. İçinde tarif edemediği bir boşluk büyür.
Emma’nın hayatındaki kırılma noktalarından biri balodur. Zengin bir çevrenin gösterişli hayatını görünce kendi yaşamı ona daha küçük gelir. O geceden sonra Emma, bulunduğu hayatı “hapis” gibi hissetmeye başlar. Daha güzel giyinmek, daha çok ilgi görmek, daha çok sevilmek ister. Bu istek sadece mutluluk arayışı değildir; aynı zamanda kendini kanıtlama çabasıdır. Charles ise Emma’nın içindeki fırtınayı anlayamaz; onu mutlu etmek için elinden geleni yapar, ama yaptığı şeyler Emma’nın hayalini büyütmez. Emma bir süre sonra “böyle yaşamam” düşüncesine kapılır ve kaçış yolları arar.
Bu kaçışın ilk yolu aşktır. Emma, Rodolphe’la yakınlaşır ve onda aradığı heyecanı bulduğunu sanır. Rodolphe Emma’ya tutkulu sözler söyler, Emma da buna inanır; çünkü zaten böyle bir aşkı yıllardır hayal etmektedir. Emma, bu ilişkiyle sanki yeniden doğduğunu hisseder. Fakat Rodolphe’un niyeti Emma’nınki kadar derin değildir; bir süre sonra geri çekilir. Bu terk ediliş Emma’yı yıkar, çünkü o “hayatım değişecek” diye inanmıştır. Ardından Léon ile yeniden bir bağ kurar ve bu sefer de başka bir tutkuya sığınır. Emma her seferinde aşkı bir kurtuluş gibi görür; ama aslında her ilişki onu daha büyük bir boşluğa sürükler.
Emma’nın başka bir kaçış yolu da tüketim ve gösteriş olur. Lheureux gibi fırsatçı insanlar Emma’nın zaafını görür; ona vadeli alışverişler yaptırır, borç defterini büyütür. Emma, borcu düşünmek yerine anlık mutlulukları seçer: Yeni kıyafetler, eşyalar, hediyeler… Böylece hem duygusal hem maddi bir bataklığa saplanır. Borçlar büyüdükçe Emma daha çok panikler, daha çok yalan söyler ve daha çok yalnızlaşır. Çaresiz kalınca yardım arar, ama kimse onu gerçekten kurtarmaz. Sonunda Emma, bütün kapılar kapanınca çok ağır bir karar verir ve kendi hayatına son verir.
Emma’nın ölümü, Charles’ı da yıkar. Charles gerçeği öğrendikçe hem acı çeker hem de dağılır; hayatı elinden kayıp gider. Roman, sadece Emma’nın hatalarını anlatmaz; aynı zamanda taşra hayatının sıkışmışlığını, insanların ikiyüzlülüğünü, hayallerle gerçeklerin uyuşmadığında insanın nasıl kırıldığını da gösterir. Okur, Emma’yı tamamen “kötü” ya da tamamen “masum” olarak değil, yanlış seçimlerle yıpranan, sevilmek ve başka bir hayat yaşamak isteyen ama bunun yolunu bulamayan bir insan olarak hatırlar.
Gustave Flaubert tarafından kaleme alınan Madame Bovary tavsiye ettiğimiz kitaplardandır.























