Ölü Canlar Kitap Özeti ve İncelemesi Nikolay Gogol
Edebiyat severler Nikolay Gogol tarafından yazılan Ölü Canlar kitap özeti ve incelemesine bakmaya ne dersiniz?
Nikolay Gogol Ölü Canlar Kitap Özeti ve İncelemesi
Kitap İsmi: Ölü Canlar
Kitabın Yazarı: Nikolay Gogol
Kitabın Konusu: Çiçikov’un, köleliğin sürdüğü bir düzende “ölmüş köylüleri kâğıt üzerinde satın alıp” zengin görünmeye çalışmasını; bu yolla da rüşveti, iki yüzlülüğü ve çürümüş düzeni eleştiren bir taşlama olarak anlatır.
Okuduğunuz kitabın şahıs ve varlık kadrosu: Pavel İvanoviç Çiçikov, Manilov, Koroboçka, Nozdryov, Sobakeviç, Plyuşkin, kasaba valisi ve memurlar, toprak sahipleri, köylüler, arabacı Selifan; kasaba, malikâneler, resmi defterler ve “can” kayıtları.
Okuduğunuz kitaptaki olayın geçtiği Yer ve zaman hakkında bilgi veriniz:
Olaylar 19. yüzyıl Rusya’sında, bir taşra kasabasında ve çevredeki malikânelerde geçer. Zaman, köylülerin “can” olarak deftere yazıldığı dönemdir; olaylar Çiçikov’un kasabaya gelişiyle başlayıp kısa bir süre içinde büyüyen bir şüpheye dönüşür.
Kitabı siz yazmış olsaydınız başlığını ne koyardınız: Kâğıt Üstünde Zenginlik
Kitapta en çok beğendiğiniz bölümü yazınız: Çiçikov’un her toprak sahibine farklı bir yüzle yaklaşması ve her ev sahibinin ayrı bir “tip” olarak çizilmesi çok etkileyiciydi; çünkü toplum eleştirisi komik ama acı bir şekilde veriliyor.
Kitapta beğenmediğiniz bölümü yazınız: Bazı uzun betimlemeler ve ayrıntılı konuşmalar yer yer akışı yavaşlatabiliyor.
Kitabı siz yazmış olsaydınız sonunu nasıl bitirirdiniz: Çiçikov yakalandıktan sonra sadece kaçmak yerine yaptığı işin boşluğunu anlayıp gerçek bir değişim yaşamaya çalışırdı; böylece eleştiri kadar ders duygusu da güçlenirdi.
Okuduğunuz Kitabın özetini yazınız:
Çiçikov adında kurnaz, düzeni iyi tanıyan bir adam, bir taşra kasabasına gelir. Dışarıdan bakınca saygılı, ağırbaşlı, “terbiyeli” biri gibi görünür. Herkesle iyi geçinmeye çalışır; valiyi, memurları, zenginleri ziyaret eder, güzel sözler söyler, kendini sevdirmeyi bilir. Kasabada kısa sürede “iyi bir beyefendi” izlenimi bırakır. Fakat Çiçikov’un asıl amacı kasabada dost edinmek değildir. Onun aklında tuhaf ama çok “hesaplı” bir plan vardır: Defterlerde hâlâ yaşayan gibi görünen, ama gerçekte ölmüş köylülerin kayıtlarını satın almak. Çünkü o dönemde köylüler sayılarla ve isimlerle deftere yazılır; bir kişi ölse bile yeni sayım yapılana kadar kayıtlarda “var” görünür. Çiçikov işte bu boşluktan yararlanmak ister.
Çiçikov çevredeki toprak sahiplerini tek tek dolaşır. Her gittiği evde bambaşka bir insanla karşılaşır ve her biri toplumun ayrı bir yanını temsil eder. Manilov gereksiz hayaller kuran, tatlı dilli ama boş bir adamdır; her şey güzel görünür ama ortada gerçek bir iş yoktur. Koroboçka korkak, kuşkucu ve hesabı seven bir kadındır; üç kuruş zarar etmekten bile çekinir, uzun uzun pazarlık eder. Nozdryov gürültücü, yalan söyleyen, her şeyi oyuna çeviren bir tiptir; bir an dost gibi davranır, bir an kavga çıkarır. Sobakeviç kaba, çıkarcı ve “her şeyin fiyatı var” diyen sert bir adamdır; Çiçikov’la konuşurken bile her kelimeyi paraya çevirir. Plyuşkin ise cimriliğin en uç hâlidir; elinde çok şey olmasına rağmen kimseye bir şey vermez, evi bile yıkık döküktür, insanlıktan uzaklaşmıştır. Çiçikov bu insanlarla konuşurken sürekli rol değiştirir: Kimi yerde çok nazik olur, kimi yerde acındırır, kimi yerde “devlet işi” gibi gösterir.
Çiçikov’un planı şudur: Ölü köylüleri “satın almış” gibi yapacak, bu kişileri kendi üstüne kaydettirecek, böylece kâğıt üzerinde çok sayıda “can” sahibi görünecektir. Sonra da bu sahte zenginlik görüntüsüyle bankalardan borç almayı, itibar kazanmayı ve büyük işler çevirmeyi hedefler. İşin en acı tarafı şudur: Bu düzen, böyle bir oyuna izin verecek kadar çürümüştür. Toprak sahipleri bazen “ölü adamı satmak” fikrini garip bulsa da çoğu sonunda kabul eder; çünkü kimi vergi yükünden kurtulmak ister, kimi üç kuruş kazanmak ister, kimi de “ne olacak” der geçer. Böylece Çiçikov’un planı ilerlerken okur, insanların vicdanını değil çıkarını öne koyduğunu görür.
Kasabada ilk başta herkes Çiçikov’u övmeye başlar. Hatta onun zengin bir adam olduğuna, iyi bir evlilik yapacağına dair dedikodular çıkar. Fakat dedikodu aynı hızla tersine döner. Çiçikov’un toprak sahipleriyle gizli gizli görüşmesi, sürekli ev ev dolaşması ve anlaşılmaz işleri, kasabalıların şüphesini büyütür. “Bu adam kim, ne yapıyor, niyeti ne?” soruları yayılır. Memurlar, yöneticiler ve sözde saygın kişiler, önce çıkar için yakın durdukları adama sonra korkuyla yaklaşmaya başlar. Çünkü düzen, gerçeği değil söylentiyi sever; herkes birbirini dinler, kimse açıkça sormaz. Şüphe büyüdükçe Çiçikov’un planı tehlikeye girer.
Roman, Çiçikov’un yaptığı işin bir “zekâ” gösterisi değil, çürümüş bir sistemin aynası olduğunu hissettirir. Gogol, her karakterle ayrı bir kusuru büyütür: Boş hayalcilik, korku, yalancılık, çıkarcılık, cimrilik… Çiçikov da bu kusurların içinde yürüyen bir tiptir; o, bu düzenin ürettiği bir insandır. Kitap boyunca okur hem güler hem rahatsız olur; çünkü komik görünen şeylerin altında büyük bir adaletsizlik vardır. “Ölü canlar” sadece defterde yazan ölü köylüler değildir; aynı zamanda vicdanını kaybetmiş, ruhen boşalmış insanları da anlatır. Bu yüzden roman bittiğinde, akılda kalan şey Çiçikov’un planından çok, o planı mümkün kılan toplumun acı gerçeğidir.
Nikolay Gogol tarafından kaleme alınan Ölü Canlar tavsiye ettiğimiz kitaplardandır.























