Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 109
“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 109 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 109
Osmanlı Dönemi Türk Düşüncesinde Felsefi Düşüncenin Yeri
Osmanlı felsefesi, kendinden önceki felsefe geleneklerinin özgün sentezlerini içeren zengin bir entelektüel birikimi ifade eder. Birçok kavram, ilke ve problemi kendilerinden önceki felsefi geleneklerden devralan Osmanlı düşünürleri bu mirası sürekli geliştirerek yeniden formüle etmiştir.
Osmanlı Dönemi’nde felsefe genellikle hikmet olarak ele alınmış ve bu disiplin nazari hikmet (teorik felsefe) ve amelî hikmet (pratik felsefe) olarak ikiye ayrılmıştır. Nazari hikmet felsefenin teorik konularını ele alırken amelî hikmet felsefenin ahlak, siyaset gibi pratik alanına ait konuları incelemiştir.
İslam felsefesi geleneğinin temel problemleri, bu geleneğin bir devamı olan Osmanlı felsefesinin de temel problemleri arasında yer almıştır. Varlık problemi Osmanlı felsefesinin ana konusu olmuştur. Bunun nedeni ise varlık sorununun en kapsamlı ve temel sorun olmasıdır. Çünkü varlık hem ontoloji ve epistemolojinin hem de değerlerin temelini oluşturur. Bununla birlikte Osmanlı felsefesinin ele aldığı diğer konular; insan felsefesi, doğa felsefesi, mantık felsefesi, zihin felsefesi, dil felsefesi vb. olmuştur. Osmanlı düşünürlerinin kendilerinden önceki problemlere ve ilkelere dayanması Osmanlı felsefe geleneğinin süreklilik göstermesini sağlamıştır.
Osmanlı düşünürleri felsefenin en önemli dalı olarak kabul edilen mantık üzerinde önemle durmuş, Osmanlı medreselerinde felsefenin yanı sıra mantık da okutulmuştur. Örneğin İznik Medresesinin yetiştirdiği düşünürlerden Molla Fenari’nin kaleme almış olduğu mantık kitabı Osmanlı’nın son zamanlarına kadar medreselerde okutulmuştur. Çoğunlukla İsagoci şerhleri şeklinde eser veren Osmanlı düşünürleri, klasik mantık alanında büyük mesai harcamıştır. Mehmed Emin Şirvani (?-1627), Kara Halil Tirevi (?-1711), Yanyalı Esad Efendi (?-1731), Mehmed Saçaklızade (?-1732), Mehmed Emin Üsküdari (?-1736), Veliyyüddin Carullah Efendi (1659-1738), Ebu Said Hadimi (1701-1762) ve İsmail Gelenbevi (Görsel 3.8) gibi isimler Osmanlı Dönemi’nin öne çıkan mantıkçıları arasında yer almıştır.
Osmanlı’nın son mantıkçılarından Ali Sedad (1857-1900), Mizanü’l-Ukul adlı eserinde yaşadığı dönemde Batı’da geliştirilen cebirsel mantığı incelemiş ve onun zayıf yönleri olduğunu belirterek klasik mantığı savunmuştur. Ali Sedad mantığın alanının cebirden daha geniş olduğunu, bu sebeple mantığın cebire uygulanamayacağını ve bu yolun çıkmaza gireceğini belirtmiştir. Ondan kısa bir süre sonra zaafları ortaya konan cebirsel mantık Batı’da da zayıflamaya yüz tutmuştur.
Görünüş ve gerçeklik meselesinin, başka bir ifadeyle görünen ile gerçeğin aynı olup olmadığı ile ilgili problemlerin tartışıldığı Nefsü’l-emr risaleleri, değerlerin ontolojik statüsünün hüsün ve kubuh (iyi ve kötü) problemi çerçevesinde tartışıldığı Mukaddimât-ı erbaa risaleleri, eleştirel ve doğru düşünme yollarının ahlaki yönüyle ele alınarak tartışıldığı Adabü’l-bahs risaleleri temel problemlerin ele alındığı başlıca kaynaklar arasında yer alır.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 109 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























