Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 29
“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 29 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 29
Türk Töresi
Bozkır yaşamı töre olarak adlandırılan, toplumsal ve siyasi hayatı düzenleyen sözlü hukuk kurallarının oluşumuna zemin hazırlamıştır. Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan töre, “ahlaki değerleri ve devlet hukukunu şekillendiren, sosyal hayatı düzenleyen kurallar bütünü”nü ifade eder. Törenin değişmez dört ilkesi bulunmaktadır: könilik (adalet), uzluk (iyilik, faydalılık), tuzluk/tüzlük (eşitlik) ve kişilik (insanlık).
Başta kağan olmak üzere toplumun tamamını bağlayan ve herkesin uymak zorunda olduğu törenin bazı kuralları değiştirilemez niteliğe sahipken bazıları zamanla değişime uğramıştır. Töreye ait bazı kurallar, içinde bulunulan çevre ve şartlar dikkate alınarak, zaman ve ihtiyaca göre yenilenip değiştirilmiştir.
İslam öncesi Türk siyasi düşüncesine göre töre, devletin kuruluş düzenini ifade etmektedir. Tanrı, hâkimiyeti kağan aracılığıyla kağan ise töre aracılığı ile kullanmıştır. Başa geçen her kağan yeni bir töre ilan etmiştir. Hâkimiyetinin devamı ve halkın kendisine itaat etmesi için kağanın en önemli sorumluluğu, adil bir töre oluşturması ve uygulamasıdır. Töre oluşturulurken genellikle kurultaya ve halka danışılmıştır. Töreyi en iyi bilen, tecrübeli devlet adamlarından oluşan ve bir danışma meclisi hükmünde olan kurultay, kağanın seçiminde ve kağanı tahttan indirmede tam yetki sahibidir. Seçilen kağan, töreye sadık kalacağına söz vermiştir. Devletin belli kurallar içinde işlemesini sağlayan törenin herkese eşit bir biçimde uygulanması, toplumun devlete bağlılık ve güvenini sağlamıştır.
Türklere göre devletin ve milletin varlığının şartı töreye bağlılıktır. Törenin bozulup ortadan kalkması, devletin de ortadan kalkması demektir. Bilge Kağan (Görsel 1.7), törenin önemini “Bu çağda tahta oturdum. Bu kadar ağır (saygıdeğer) törelerle dünyanın dört köşesindeki milletleri düzenledim.” şeklinde dile getirmiştir. Orhun Kitabeleri’nde de töresini kaybeden bir toplumun yok olmaya mahkûm olduğu vurgulanmıştır.
Cihan Hâkimiyeti Anlayışı
Bilinen ilk Türk devleti olan Asya Hunlarından itibaren Türklerde cihana hâkim olma düşüncesi vardır. Kut anlayışı, Türklerin cihan hâkimiyeti düşüncesinin temelini oluşturmaktadır. Kağanın Tanrı’dan aldığı kut sayesinde tüm cihana barış getireceğine inanılmıştır. Türklerdeki fütuhat (fetihler) felsefesinin de temelini oluşturan cihan hâkimiyeti düşüncesi, güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar yeryüzünün her tarafına barış ve adaletin getirilmesinin Türk hükümdarlarının görevi olduğu inancına dayanmaktadır. Oğuz Kağan’ın “Güneş bayrağımız, gökyüzü otağımızdır.” sözü ve Kül Tigin Kitabesi’nin güney yüzünde yer alan “Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına, kuzeyde gece ortasına kadar oradaki tabi halklar bana bağlıdır.” ifadesi, cihan hâkimiyeti düşüncesini yansıtmaktadır.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 29 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























