Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 63
“Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 63 MEB Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Sayfa 63
İslamiyet Türklere birlik ruhu vermiş, onları başka kültürler içerisinde eriyip gitmekten korumuştur. Türklerin, tarihleri boyunca gerek Türkistan’da gerekse yayıldıkları bölgelerde Budizm, Manihaizm, Musevilik, Hristiyanlık gibi dinlerle temasları olmuştur. Bu dinleri kabul eden Türk boyları -bazı istisnalar dışında- millî kimliklerini kaybetmiştir. Göktürk hakanı Bilge Kağan’ın, veziri Tonyukuk’tan bir Budist mabedi yapılmasını istediğinde Tonyukuk’un ona verdiği “Savaşı yasaklayan ve miskinlik telkin eden bir dinin kabulü Türkler için felaket olur.” cevabı, bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. Museviliği kabul etmiş olan Hazarlar ile Hristiyanlığı benimsemiş olan Macarlar ve Tuna Bulgarları Türklüklerini de yitirmişlerdir. Bu durumun tersine İslam’ın kabulü Türklere yeni bir ruh ve kuvvet vermiştir.
İslamiyet, Türklerde Orta Asya’dan itibaren var olan Türk cihan hâkimiyeti düşüncesine kutsal bir boyut kazandırmıştır. Bu durum, Türklerin Asya steplerinden Avrupa içlerine kadar uzanan uzun ömürlü ve büyük devletler kurmalarının başlıca etkenlerinden biri olmuştur.
Türklerin İslam’ı kabulü, yerleşik hayata geçişlerini hızlandırmıştır. Yerleşik hayata geçen Türkler, öncelikle dillerini İslam medeniyetinin üç önemli dilinden biri hâline getirmişlerdir. İslam’dan aldıkları ruhla kültür ve uygarlık alanında ölümsüz eserler vermişlerdir. İlim, sanat ve edebiyat anlayışlarında bu ruhun izleri açıkça görülebilmektedir.
Eskiden de zamanlarının geleneğine uyup Türkçe yazmamış olsalar bile büyük filozoflar yetiştirmiş ulusuz biz. Türk düşünürlerin katkısı olmasaydı Rönesans’a ulaşamazdı Avrupa. Descartes’ten yüzyıllar önce Gazalimiz vardı bizim. Nicolai Hartmann’dan daha mı az değerli Farabi’miz? Husserl’den neyi eksik Sühreverdi’nin? Mevlana’nın, Yunus’un, Pir Sultan’ın günümüzdeki o varoluşçulardan nesi daha aşağı? Şimdi kalkıp da “biz filozof olamayız!” diye kestirip atmak son derece insafsızlık olur. Bu hem geçmişteki başarıları görmemezlikten gelmek hem de ulusal erdemlerimizin hakkını vermemek olur.*
İlk Dönem Türk-İslam Düşüncesinde Felsefenin Yeri
Emeviler Dönemi’nde başlayan bilimsel arayış; dönemin düşünürlerini Antik Yunan, Hint ve Pers kültürüne ait metinleri tercüme faaliyetine yönlendirmiştir. Bu faaliyet sonucunda İslam medeniyeti diğer medeniyetlerin bilim ve düşünce mirasından yararlanmaya başlamıştır. Tercüme faaliyetleri, Abbasilerin ilk dönemine kadar sistemli bir şekilde yürütülmüştür.
Bu sayede Abbasi Halifeliği’nin başkenti Bağdat, İslam dünyasının bilim ve kültür merkezi hâline gelmiştir. Çevrilen metinler büyük bir bilgi birikiminin oluşmasını sağlamıştır.
Bu dönemde hakikat arayışına yönelik yapılan tartışmalar sonucunda İslam medeniyetinde farklı yaklaşımlara sahip üç ekol ortaya çıkmıştır.
Bunlar; kelam, tasavvuf ve felsefe ekolleridir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
Türk Düşünce Tarihi Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 63 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























