Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Test Çöz Sayfası
Hikaye

Mutluluğun Resmi Hikaye

Google Play Uygulama

Mutluluğun Resmi Hikaye” okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.

Mutluluğun Resmi Hikaye

Soğuk bir kış günüydü. Rüzgâr yüzümü acıtıyor, atkının yüzümü kapatması için elimden geleni yapıyordum. Montum ve botlarım yeni alınmıştı. Bugün sınıftaki arkadaşlarıma onları göstermek için sabırsızlanıyordum. Özellikle de hiçbir şeyin değerini bilmeyen ve her gün yeni bir kalem ya da malzeme ile gelen Oya’ya, “Baaak!” diyecektim.
Servise binen öğrenciler ne kadar şanslı diye düşündüm.
Oya da o çocuklardan biriydi. Hatta babası onu bazen okula arabayla da getiriyordu. Annem ise iki ablam ve beni her gün yürütüyordu. Yağmur, kar yüzümüze çarpa çarpa okula gidiyorduk. Bir gün bile okulu aksatmamızı istemezdi annem. Hepimiz okuyup büyük insan olacaktık. Büyük ablam Filiz yazmayı çok sevdiği için yazar, küçük ablam Yaprak çok iyi koştuğu için atlet ve ben de çok konuştuğum için avukat olacaktım. Annem üçümüzle de ilgilenirdi. Birimizin ödevi, birimizin kitabı, birimizin saçı, beslenmelerimiz derken perişan hâllerini hep fark ediyordum. Hele benimle ne uğraşırdı. Canım sıkılır ağlardım. Uykum varsa okula gitmek istemezdim. Bizi okula yetiştirmek için canını verirdi.
Babam belediyede temizlik işlerine bakıyordu. Benim canım babam o olmazsa mahallemiz her akşam çöpten ne hâle gelirdi. Süpermen gibi tüm sokakları tertemiz yapıyordu. İşte benim mutlu ailem böyleydi.
O gün sevinçle montumu ve botlarımı arkadaşlarıma gösterdim. Her yere gülücük saçıyor hatta derslerimi bile daha iyi yapıyordum. Öğretmenim dünyanın en iyi kalpli insanıydı. Bana her zaman iyi davranıyor, ara ara sohbet ediyorduk. Çok iyi ders anlatıyordu. Hele okuduğu masallar beni hayallere sürüklüyordu. Okumayı ve yazmayı onun sayesinde öğrenmiştim. Öğretmenimiz ders esnasında telefonu çalınca özür dileyerek çıktı. Çok merak etmiştik.
Geri geldiğinde Oya’ya, bugün okul çıkışı ninesine gitmesini söyledi. Oya’nın ailesi haber vermişti. Ben çok sevinmiştim. Çünkü Oya’nın ninesi bizim mahalledeydi. Oya’ya baktım hiç gülmüyordu. Bu kız niye hep suratsız ve mutsuz diye düşündüm. Hiçbir şeyden mutlu olmuyordu. Acaba bir derdi mi vardı?
Son teneffüste Oya’nın yanına gidip çıkışta bizimle gelmesini teklif ettim kabul etti, çıkışta beraber yürüdük ve Oya’yı ninesine bıraktık. Ertesi gün, güneş yüzünü göstermişti, sokağa çıkıp Oyalara doğru yürüdüm. Ninesi kapıdaydı, cesaretimi toplayıp sordum. “Fadime nine, Oya niye hep mutsuz?” O da başladı anlatmaya:
“Yağmurcuğum bak, Oya’nın annesi çok yoğun çalışır. Oya bazen onun yüzünü bile göremez. Gördüğünde de o mutlu olsun diye çeşitli yemekler yapar, bunlarla uğraşır ama Oya yine de özlemini gideremez. Babası da aynı şekilde, onun da hep işi vardır. Ona türlü türlü hediyeler, boy boy oyuncaklar, birbirinden güzel giysiler alır. Odasını şirin eşyalarla süslerler. Oya ise hiçbir şeyden mutlu olmaz. Tek isteği onlarla beraber vakit geçirmektir. Annesiyle babası onun bu hâline çok üzülürler. Fakat çalışmaya mecburlar. Bazen de buraya benim yanıma gönderirler.” dedi. Ben ise Oya’yı ne kadar şanslı görüyordum. Meğer ne kadar sıkıntılıymış.
Ben de sahip olamadığım her şeye üzülüyordum. Aklıma iyi bir fikir geldi: “Fadime nine Oya’yı çağır hemen, onu harika bir yere götüreceğim,” dedim. Oya’yı ikna ettim ve koşa koşa gittik. Götürdüğüm yerde oyun oynayan çocuklarla karşılaştık. Çocukların giysileri eskiydi. Ayakkabıları açılmış, bazıları yırtıktı fakat onlar çok mutlu görünüyorlardı. Kucaklarına aldıkları taşları, sopaları oradan oraya taşıyorlardı. Oya, onların yanına gidip, “Ne yapıyorsunuz o taşlarla?” diye sordu. Çocuklar, “Oyun oynuyoruz,” diye cevap verdiler. Oya, “Hiç taşlarla oynanır mı?” diye gülümsedi. Çocuklar, “Oynanır tabii. Hem de ne güzel oyunlar oynanır. Haydi, siz de bize katılın,” dediler. Birlikte üçtaş, dokuztaş oynadık. Taştan evler, köprüler, yollar yaptık. Akşama kadar oynayıp eğlendik. Saati bile fark etmedik. Oya çocuklarla oynarken, onların ne kadar mutlu olduklarını gördü. Sonra bir kendi giysilerine baktı, bir de onlarınkine…
O anda annesiyle babasının onu mutlu etmek için ne kadar uğraştıklarını hatırladı. Hep mutsuz olduğu için kendisinden utandı. Ben ve Oya sahip olduklarımız için şanslıydık, el ele tutuştuk, biz çok iyi arkadaştık. O günden sonra Oya bir daha asla mutsuz olmadı, ben de…

Mutluluğun Resmi Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!