Pabuç Balığı Hikaye
“Pabuç Balığı Hikaye” okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.
Pabuç Balığı Hikaye
Zeki karnesini alıp heyecanla eve doğru koştu. Artık beşinci sınıfa geçmişti. Sevinçle karnesini annesine, babasına gösterdi. Güzel bir tatili hak etmişti. Akşama kadar denizde yüzüp balık tutacak, sahilde arkadaşları ile top oynayacaktı.
Zeki, Karadeniz kıyısında küçük bir ilçede yaşıyordu. Yaşadığı yerde her sene eylül ayının başında pabuç balığı festivali düzenlenirdi. Pabuç balığı, sadece Zeki’nin yaşadığı ilçede görünen nesli tükenmekte olan bir balıktı. Şekli ayakkabıya benzediği için pabuç balığı denirdi. Ayrıca bu balığın kuyruğu da kalp şeklindeydi. Zeki pabuç balığı festivali için sabırsızlanıyordu. Çünkü festival boyunca bütün sokaklar ışıl ışıl olurdu. Her yerden kemençe sesleri yükselirdi. Sokakları mis gibi pabuç balığı kokusu sarardı.
Zeki dışarı çıktığında ne bir süs vardı, ne de bir eğlence… Sanki herkes unutmuş gibiydi. Yoldan geçen birine sordu:
– Amca festival neden yapılmıyor?
Amca:
– Uşağım bu seneki pabuç balığı festivali iptal oldu.
Zeki:
– Neden?
Amca:
-Çünkü bu sene hiç pabuç balığı tutulamadı. Nesli tükendi diyorlar.
O anda belediye hoparlöründen bir duyuru yapıldı. Duyuruda şöyle deniliyordu: Pabuç balığı yakalayan ödüllendirilecektir.
Bunu duyan herkes çok sevindi ve kayıklarına doğru koşmaya başladı. Deniz kayıklarla dolmuştu. Kayıkların içerisinde Zeki ve babası da vardı. Babası pabuç balığının kapalı havalarda, kayalıkların kenarlarında bulunduğunu söyledi.
Kısa bir süre sonra kayalıklara varmışlardı. Çok uzun süre oltaları suda beklemelerine rağmen hiç pabuç balığı tutamamışlar, ilk gün başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Tıpkı Zeki ve babasınınki gibi tüm kayıklar boş dönmüştü.
Ertesi gün Zeki’nin babasının işe gitmesi gerekiyordu. Zeki denize açılamayacakları için çok üzgündü. Bu yüzden tek başına balık tutmaya gitmenin iyi fikir olduğunu düşündü. Torbasına yiyecek bir şeyler koyup annesinden gizli kayığa bindi ve denize açıldı. Pabuç balığını bulmalıydı. Büyük ödülü kazanmalıydı. Böylece festival de yapılmış olacaktı.
Zeki ilk önce bir süre nereye gitmesi gerektiğini düşündü. Babasıyla birlikte gittiği kayalıklara gitmeye karar verdikten sonra kayığını o tarafa doğru sürdü. Dakikalar içerisinde kayalıkların oraya varmıştı. Oltasını hemen suya atıp beklemeye başladı. Oltasını suya atalı iki saat olmuştu. Sıkılmıştı, karnı acıkmıştı ve pabuç balığını tutamayacağını düşünmeye başlamıştı. Çarşıda gördüğü amcanın söyledikleri doğruydu galiba. Pabuç balığının nesli tükenmişti. Artık eve gitmeliydi. Hem annesi de merak etmiştir. İstemeye istemeye ve üzgün bir şekilde kayığını kıyıya doğru sürdü ama evler bir türlü görünmüyordu. Yoksa kaybolmuş muydu? Galiba yönünü kaybetmişti. Kayığını durdurdu etrafına bakınmaya başladı. Kıyıyı göremiyordu. Korkmaya başladı. Sonra tekrar kayığını çalıştırdı, biraz daha ilerledi.
Denizin üzerinde bir karartı belirdi. Önce anlayamadı. Yaklaştıkça bunun küçük bir adacık olduğunu fark etti.
Kayığını yaklaştırdı. Adacığın üzerinde martılar ve yengeçlerin olduğunu gördü. Aslında bu adacık büyük bir kaya parçasıydı. Üzerinde yosunlar vardı. Biraz daha ilerlerse adacığa çıkabileceğini düşündü. Kayığı yaklaştırdı, dikkatlice kayıktan indi ve kayığın ipini bir taş parçasına bağladı. Biraz dinlendi, yemeğini oradaki martılarla paylaştı.
Bu adanın etrafı kayalarla kaplıydı. Acaba burada pabuç balığı var mıydı? Oltasını ve kovasını kayıktan aldı. Oltayı suya atıp beklemeye başladı. Güneş batmak üzereydi. Artık ümidi tükenmişti. Eve gitmeliydi. Zaten kaybolmuştu. Tam o anda oltasında bir kıpırdama fark etti. Heyecanla oltasını çekmeye başladı. Bir an önce balığı çekmek istiyordu. Ancak hızlı çekerse balığın kaçabileceğini düşünerek daha dikkatli çekmeye başladı. Oltanın ucu yaklaştığında heyecanı da artmaya başlamıştı. Biraz sonra oltanın ucundaki pabuç balığını gördü. Sevinçten kalbi küt küt atmaya başladı ve “Yaşasın!” diye bağırdı. Balığı oltadan çıkardı, dolu kovaya koydu. Bir an önce kıyıya vararak balığı verip ödülü almak istiyordu. Festivalde herkes ondan bahsedecekti. Festivalin yıldızı olacaktı. Arkadaşları çok sevinecekti. Öğretmenine de balığı nasıl tuttuğunu anlatacaktı. Büyük ödülle arkadaşlarının ve kendisinin almayı hayal ettiği o kırmızı bisikleti nihayet alabilecekti. Bisikletine sadece kendisi binmeyecek, arkadaşlarının binmesine de izin verecekti.
Kovadaki balığına yeniden baktı. Balığı kovanın içinde yüzüyordu. Ne kadar güzeldi. Pulları pırıl pırıldı, kuyruğu gerçekten kalp şeklindeydi. Acaba başka pabuç balığı var mıydı? Bir tane daha yakalasa ne güzel olurdu. Oltasını tekrar suya atmak istedi ama çok geç olmuştu. Hava kararmadan eve gitmeliydi. Kovasını dikkatlice kayığa yerleştirdi. İpi çözdü ve kayığa binip yola çıktı. Küçük adacığa veda etti. Bu ada ona şans getirmişti. Bu adacığa “Pabuç Balığı Adası” demeye karar verdi. Buraya babası ile de gelmeliydi.
Kayığın dümenini tutup yola devam ederken yakaladığının son pabuç balığı olabileceği aklına geldi. Zeki aç gözlülük edip bu balığı yakalarsa ne festival kalırdı ne de pabuç balığı. Ama onu tekrar suya atarsa, binlerce yumurta bırakıp, tekrar çoğalabilirdi. Yeniden bu denizlerde özgürce yüzebilirdi. Tıpkı babasının anlattığı gibi kova kova balık yakalayabilirlerdi. Zeki’nin çok sevdiği festivaller de devam ederdi.
Zeki balığı serbest bırakmaya karar verdi. Aniden kayığı durdurdu. Elini kovaya daldırdı, balığa dokundu ve onunla vedalaştı. Kovadaki balığı suya bıraktı. Hep insanlara, hayvanlara yardım etmeyi hayal ederdi… İşte şimdi hayali gerçek olmuştu. Nesli tükenmekte olan bir balığı kurtarmış olabilirdi. Balığın arkasından baktı. Daha huzurlu ve mutluydu.
Ayağa kalkıp kayığını çalıştırdı. Babasının ona anlattığı gibi yolunu bulmak için caminin minaresini görmeye çalıştı. Bir süre sonra caminin minaresini ve kıyıdaki evleri gördü. Doğru yoldaydı. Kıyıya doğru ilerlerken balığı yakalamanın coşkusu ve onu suya bırakmanın sevincini yaşıyordu.
Çok yorulmuştu ama çok da mutluydu. Bugün yaşadıklarını kimseye anlatmayacaktı. Artık ne ödül ne de insanların onu alkışlaması önemliydi. Balığı suya bırakarak doğaya iyilik yaptığı düşüncesi onun için en büyük ödüldü.
O ödülünü almıştı.
“Pabuç Balığı Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























