Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Youtube Kanalı
Hikaye

Yalnızlık Kötü Kokar Hikaye

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları

Yalnızlık Kötü Kokar Hikaye” okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.

Yalnızlık Kötü Kokar Hikaye

Bahar sabahı güneş ışıklarıyla bana “Günaydın!” diyordu.
Daha yatağımdan çıkmadan anlamıştım günümün güzel geçeceğini. Merakla, annemin kahvaltıda ne yaptığını görmek için mutfağa yöneldim. Annem pembe kareli önlüğü ile yaptığı krepleri ablam ve babamın oturduğu masaya koyuyordu. Annemin yanağına bir öpücük kondurup babamın yanına oturdum. Yemeğimi yedikten sonra pijamalarımı çıkarıp arkadaşlarımla oynamak için odama doğru yürüdüm. Dışarı çıktığımda arkadaşlarım çoktan top oynamaya başlamışlardı. Tam onların yanına giderken mahallemizin huysuzu Özlem teyzenin evinin camından içeriye bizimkilerin topları girdi. Kesilen toplara bir yenisi eklenmeden gidip topu almalıydık. Kim alacak diye aramızda tartışırken ben bu göreve gönüllü oldum. Ne de olsa grubun lideri bendim. Liderler cesur olurlardı.
Her zamanki gibi bir sabahtı. Sözde bahar sabahıydı. Odamdaki ağır koku, güzel çiçeklerin kokularının yerini alıyordu. Yataktan kalksam da hiçbir şey değişmeyecekti. Ağır kokuya bir de yalnızlık eklenecekti. Ben de günümü yatakta geçirmeye karar verdim. O kadar özeniyordum ki toprak yolda top oynayan çocuklara, çiçek satan kadına, kaldırımda mırlayan kedilere. Hepsi hayatın bir parçasıydı. Ben ise hayat oyunundan atılmış dışlanmış çocuk gibiydim. Sahip olduğum şeyleri ne zaman kaybetmiştim? Gülümsemem ne zaman terk etmişti beni? Hatırlayamadım. Dedemden kalan ve hep cızırdayan radyomu açtım. Barış Manço çalıyordu. Birden çocukluğumu, koşup oynadığım sokakları hatırladım, balkona doğru yürümeye başladım. Ufacık balkona bir koltuğum bir de ben ancak sığsam da burayı seviyordum. Çünkü koku buraya gelmiyordu. Müziği, cam kırılma sesi bastırdı. Şu haylaz çocukların utanmaz davranışları sinirimi bozuyordu. Selam bile vermeyen, nezaket nedir bilmeyen yeni nesil çocukları… Balkona çıktım ve bir güzel bağırdım onlara.
Ne kadar huysuzdu Özlem Teyze. O kalın siyah gözlükleri ile balkona çıkıp sırf camı kırdığımız için bize ne kadar bağırmıştı. Özlem teyze mahallemizde pek sevilmezdi. Ben de onu kötü ve sevgisiz biri olarak tanırdım. Özlem teyzeyi hiç dışarıdayken görmemiştim. Ne kocası vardı ne de yaşayan akrabaları. Belki de vardı ama ziyaret etmemişlerdi Özlem teyzeyi. O bize bağırdıktan sonra cesaretimi toplayıp topu almak için binanın içine girdim. Onun dairesine geldiğimde ve kapı açıldığında çok şaşırmıştım; çünkü onun gibi birisinin yaşadığı ev nasıl bu kadar güzel kokabilirdi? Ev koyu renklere döşeli olsa da sade ve güzeldi. Onu yine aynı kalın siyah gözlükleriyle görünce sıçradım. İnsanlar neden evde gözlük takar ki diye düşündüm.
Balkona çıkıp onlara biraz bağırdım ama sonra pişman oldum. Onların suçu neydi ki? Sadece benim zevk almadığım baharda onlar zevk alıyordu. İçeri doğru yürürken kapının çaldığını duydum. Çocuklar top almaya gelmiş olmalıydı. Toplarını bazen -öfkemi yenemediğim zamanlarda- keserdim. Bu gün iyi günümdeydim bu yüzden kapıyı açtım. Topu çocuğa doğru uzattım. Genellikle bir özür bile dilemeden kaçarak uzaklaşırlar. Bu defa öyle olmadı ve çocuk bana teşekkür etti ve “Nasılsınız?” diye sordu. Ben de sadece “İyiyim!” diyebildim. Keşke daha çok şey söyleyebilseydim. Ama yalnızlık, konuşma yetimi de alıp götürmüştü. O gitti, bir süre kapıda kalakaldım.
Topu alıp arkadaşların yanına döndüm ama aklım hâlâ Özlem teyzedeydi. Kadın yapayalnızdı ve kocaman bir evde bir başına yaşıyordu. Oyundan ayrılıp eve gelince yine aklıma takıldı Özlem teyze. Yalnızlık kötü şey, dedim. Ayağım kırılınca odamda yalnızlıktan sıkıldığım günler geldi aklıma. Sonra onu ziyaret etmeye karar verdim. Anneme olanları anlattım. Annem kurabiye de yapalım, dedi. Ve davranışımın doğru olduğunu annemin güzel gülümsemesinden anladım.
O birkaç dakikayı bütün gün düşündüm. Zaman, o çocukla beraber donmuştu sanki. Saat öğle olduğunu ezan okununca anladım. Kapı bir daha çaldı, merakla kapıya yöneldim. Aynı çocuk gelmişti. Annesinin kurabiye yaptığını söyledi, içeri davet ettim. Bu küçük misafiri iyi ağırlamak istiyordum. Evin kokusu beni endişelendiriyordu.
Annemin yaptığı mis kurabiyeleri de alıp Özlem teyzenin evinin yolunu tuttum. Zile bastım ve o asık suratlı kadın gülümsüyordu. Beni içeri davet etti.
Acaba neden gelmişti? Evimi beğenmeyip geri gider miydi? Benim elimde olsa bu evde bir saniye bile durmazdım. Ona meyve suyu, kendime çay aldım. Salondan gelen rüzgâr esintisi ve kuş seslerini duydum. Çocuk bir anda kokunun nereden geldiğini sordu. Onun da kötü kokuyu aldığını düşünmüştüm. Fakat o farklı ve güzel bir koku aldığını söyledi. Neden bahsettiğini bilemedim.
Ona bu güzel kokunun nereden geldiğini sordum. Önce anlayamadı; sonra bilmediğini söyledi. Bana çocukluk anılarından bahsetti. Huysuz olduğu düşünülse de gayet tatlı ve güzel bir kadındı. Ben de ona okulumdan ve arkadaşlarımdan bahsettim. Özlem Teyze hiç evlenmemiş ve akrabalarını uzun zaman önce kaybetmiş. Kitapları sevdiğini ama okuyamadığını söyledi. Kitapları ben de severdim.
Evde birçok kitabım vardı. İsterse ona kitap okuyabileceğimi söyledim. Hızla evden çıktı. Eve gidip güzel kitaplardan birini alıp geleceğini söyledi. Hem korku hem de mutluluk vardı içimde. Gelmezse veya beni sevmediyse diye korkuyordum. Kapı tekrar çalınca sevinçle açtım kapıyı. Sesi yağmurdan sonra başlayan kuş cıvıltısı gibiydi. O günden sonra her gün uğrayıp hikâyeler okudu bana. Bir gün giderken sarılınca gözlüğüm yere düşüverdi. Ama hiçbir şey demedim ona sarıldım. O gittikten sonra onun oturduğu koltuğa oturdum ve onu -bu dünyadaki o güzel çocuğu- görebilmeyi diledim.
Onu tanıdıkça daha çok sevdim. Çıkarken sarılınca gözlüğü düştü. Göremediğini o zaman anladım. Bizlere kızan huysuz Özlem teyzenin sadece yalnız ve mutsuz bir kadın olduğunu anladım. Sevginin her şeyi iyileştiren bir ilaç olduğunu ben ondan öğrendim.

Yalnızlık Kötü Kokar Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!