Kitap Cevapları TIKLA
Test Çöz TIKLA
sınıf 1 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 2 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 3 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 4 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 5 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 6 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 7 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 8 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 9 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 10 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 11 Ders Kitapları ve Cevapları
sınıf 12 Ders Kitapları ve Cevapları
Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Hikaye

Yaz’a Küsen Güz Hikaye

Test Çöz Sayfası

Yaz’a Küsen Güz Hikaye” okumak için aşağıdaki yayınımızı inceleyiniz.

Yaz’a Küsen Güz Hikaye

Pencereden dışarı bakarken dalıp gitmişti Han. Elindeki kitabın sayfasını kaldığı yerden kıvırıp yerinden kalktı. Annesine:
“Ne zaman bitecek bu sonbahar? Ne sıkıcı, ne renksiz bir hava var dışarıda!” dedi. Bir süre kendi kendine söylendi Han. Annesi, Han’ın bu serzenişine karşılık vermedi. Han, gökyüzünde uçan kuşların ardından bakarak, nefesinin camda oluşturduğu buğuya koca bir güneş çizdi. Evet, bu onun için çok anlamlıydı. Ne de olsa en sevdiği mevsim Yaz’dı. “Ne gerek var ki canım sonbahar mevsimine,” diyerek cama çizdiği güneşi koluyla siliverdi.
O gece yatağında uyumaya çalışırken, çatıya damlayan yağmur tanelerinin sesini duydu. Yağmur taneleri Han’a birden Yaz’ı hatırlattı. Yanı başındaki masa lambasını yaktı. Kitaplığına doğru yönelen Han, yağmurun hızlandığını duyarak en üst raftaki “mevsimler” kitabını alıp hızla bir köstebek edasıyla yorganın içine giriverdi. Kitabın sayfalarını karıştırdı. Bir yerde şöyle yazıyordu: “Sonbahar mevsimi yaz mevsiminden sonra gelir. Sonbahara güz mevsimi de denir.” İçinden, “Bak işte! Sen olmazsan yaz mevsimi daha uzun sürecek.” diye düşündü. Rüzgârın sesi şiddetlenmişti, sanki Han’a cevap veriyordu. Kitabı başucundaki komodine bıraktı, masa lambasını söndürdü ve derin bir uykuya daldı.
O gece rüyasında geçen sene yaz mevsiminde gittiği köyünü gördü. Masmavi gölün kenarında kumdan yaptığı kalesini bu kez rüyasında tamamlamıştı. Sabah, yüzünde gülümsemeyle masa saatinin alarmının çalmasına sinirlenmeden uyandı. Rüyanın etkisiyle yataktan fırlayıp cama koştu. Camdan bakmasıyla omuzlarının düşmesi bir oldu. Çünkü hâlâ güz mevsimindeydi. Başını gökyüzüne kaldırdı ve uçan leylekleri gördü. “Gördün mü Güz? Leylekler göçüp gitmiş sen varsın diye. Bak! Ağaçlar da küsmüş hem sana, yapraklarını döküvermiş.” dedi. Terliklerini yere sürte sürte lavaboya yöneldi.
İçeriden annesi: “Han! Hadi kahvaltı hazır.” dedi.
Sıradan bir pazar günüydü. Kahvaltı masasına geçti Han. Her şey ona yaz mevsimini hatırlatıyordu. Sütünden bir yudum aldı, sıcacıktı. Tıpkı yaz gibi. Kızarmış ekmekten bir dilim aldı. O da sıcacıktı. Ayaklarının, güneşin ısıttığı kumsala dokunduğunu hissetti. İçi bir hoş olmuştu. Ekmeğine tereyağı sürerken köyde yediği çikolatalı dondurma geldi aklına. Yaza olan özlemi hiç bitmiyordu. Onun için suçlu güz mevsimiydi ne de olsa. “Ne vardı canım yaz mevsimi biraz daha devam etseydi, hiç olmazsa bu kez kumdan kalemi bitirirdim, değil mi?” diye seslendi babasına. Herkes birden Han’a yöneldi. Babası, “Evet Han, tüm çocuklar gibi sen de yaz mevsimini seviyorsun. Ama doğanın kendini yenilemesi için biraz da durulmaya ihtiyacı var. Şöyle düşün; yaz ile kış mevsimindeki köprü gibidir sonbahar. Ağaçlar sararan yapraklarını döker ve uykuya dalar. Bir dahaki yaza yeniden yeşillenmek için. Bütün yaz çalışıp yorulan hayvanlar, kış uykusuna hazırlık yapar, yuvalarına çekilir ve bahar geldiğinde yeniden doğaya dönerler. Tıpkı senin her gece uyuduktan sonra yeni güne uyandığın gibi. Sence doğanın kendini yenilemeye ve dinlenmeye ihtiyacı yok mu?” diye sordu Han’a. Bunlara inanmak pek de işine gelmemişti Han’ın.
Yarın okul açılıyordu. Han, yaz tatilinde öğretmeninin verdiği ödevlerini kontrol etti. Okuluna, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kavuşacağı için çok mutluydu. Banyosu hazırdı bile. Annesi küvetini bol köpüklü sıcak suyla doldurmuştu. Banyosunu yaptı. Odasında bir süre oyuncaklarıyla oynadı. Sonra aklına gelen fikir sayesinde güz mevsimine bir mektup yazmaya karar verdi. Onunla bu şekilde anlaşabileceğini düşündü. Çalışma masasına geçti.
Mektubu’nda:
“Sevgili Güz, demek isterdim ama seni pek sevdiğim söylenemez. Kuşlar bile seni terk ediyor, görmüyor musun? Hem ağaçların yapraklarını dökmeye ne hakkın var, herkes yaz mevsiminde mutluydu. Karıncalar bile yuvalarına çekilip seni terk etti. Ağustos böceğinin de keyfini kaçırmaya hakkın yok! Lütfen bir an önce gider misin?” diye bitirdi mektubunu. Bu mektubu nasıl ulaştıracaktı Güz’e? Hah! Tamam, işte aklına bir fikir geldi. Hemen mektubunu bir uçak yapıp, odasının penceresinden dışarıda esen rüzgârın kanatlarına bıraktı. Rüzgâr, uçak mektubunu çok uzaklara uçurdu. Mektubun arkasından bakan Han, bu sefer bu işi hallettiğini düşündü.
Gündüzlerin kısa olmasından dolayı hemencecik akşam olmuştu. Yemeğin ardından, yarın erken uyanmak için odasında uyumaya gitti. Annesi okul formasını ütüleyip kapı arkasındaki askıya asmıştı. Yarın için büyük mutluluk duyuyordu. Hem okulu açılacak hem de yaz mevsimi biraz daha devam edecekti. “Eee tabi, mektubum güz mevsimine ulaşırsa,” diye düşündü Han. Yatağına uzandı, çok geçmeden uykuya daldı. O gece garip bir rüya gördü. Rüyasında uçaktan mektubunun üstüne oturmuş, penceresinden gökyüzüne doğru uçuyordu. Bulutların üstüne çıktı kâğıttan uçağıyla. Bir bulutun üstüne konuverdi. Bir ağlama sesi duydu. Uçağından indi. Bulutun üstünden sese doğru yöneldi. Ağlayanın yaz mevsimi olduğunu gördü. “Hey yaz! Seni çok özledim neden ağlıyorsun?” diye sordu. Yaz mevsimi; mektubunun güz mevsimine ulaştığını, güz mevsiminin dünyayı terk edip gittiğini söyledi. Han: “Bu çok güzel bir haber değil mi? Artık daha çok beraber olacağız?” dedi. Yaz mevsimi: “Ben de seni ve tüm çocukları çok seviyorum. Ancak bitki örtümün yenilenmesine, ağaçlarımın dinlenmesine, derelerimin yağan yağmurla tekrar dolmasına ihtiyacım var. Benim ona ihtiyacım olduğu gibi diğer mevsimlerin de birbirine ihtiyacı var. Biz birlikteyken güzel oluyoruz. Arkadaşımın geri dönmesini çok istiyorum, onu çok özledim,” dedi. Han, bir an duraksadı ve yaz mevsiminin haklı olduğunu düşündü. Yaz mevsimine sarılan Han, “Üzülme söylediklerinde haklısın. Yarın bir mektup yazıp dünyamızın ona ihtiyacı olduğunu söyleyip geri dönmesi için onu ikna edeceğim!” dedi. Kâğıttan uçağına binip uzaklaşmasıyla uykudan uyanması bir oldu.
Yatağından kalktı. Kalbi pır pır atarken güz mevsiminin gitmemiş olmasını dileyerek cama koştu. Camın arkasından esen rüzgârı ve çiseleyen yağmuru görünce çok sevindi. Neşe içinde üstünü değiştirdi. Hem bugün okulun ilk günüydü. Kahvaltısını yaptı. Evden çıkarken annesine sarıldı. “Anne artık güz mevsimini de çok seviyorum.” dedi. Okul servisini beklerken yol kenarındaki su birikintisine elindeki kâğıttan gemisini bıraktı. Gemisinin üstünde, “Teşekkür ederim güz!
İyi ki bizi bırakmadın.” yazıyordu. Han, gelen okul servisine bindi. Yol boyunca, her mevsimin kendine has güzelliklerinin olduğunu düşündü. Doğadaki her şeyin yerli yerinde olduğunu anlamıştı. İlk ders başladığında, servis camına çizdiği bulutu anımsadı. Gülümsüyordu… Okula özlemle…

Yaz’a Küsen Güz Hikaye (Çocuklardan Ev Yapımı Öyküler)” ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2025 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
0
happy
0
clap
0
love
0
confused
0
sad
0
unlike
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!